Kırklareli’nde yaşayan Mukaddes ve Yüksel Balcı çiftinin hikâyesi, bir doktor tavsiyesiyle başladı. Avusturya’da yaşadıkları dönemde, down sendromlu Mesut ve gelişim geriliği bulunan Cengizhan’ın rehabilitasyon sürecinde uzmanlar aileye bir evcil hayvan sahiplenmelerini önerdi. Bunun üzerine aile, “Minnoş” adını verdikleri bir kediyi sahiplendi.
Başlangıçta amaç yalnızca çocukların sorumluluk duygusunu geliştirmek ve duygusal bağ kurmalarını sağlamaktı. Ancak Minnoş kısa sürede ailenin bir parçası haline geldi. Çocukların kedinin bakımını üstlenmesi, hem özgüvenlerini artırdı hem de sosyal gelişimlerine katkı sağladı. Zamanla iki kedi daha sahiplenen aile için hayvan sevgisi kalıcı bir yaşam biçimine dönüştü.
2021 yılında Türkiye’ye dönüş yapan Balcı ailesi, Kırklareli’nin Demircihalil köyünde bahçeli müstakil bir ev yaptırarak yeni bir hayat kurdu. Ancak bu ev sadece aile bireylerine değil, sokakta yaşam mücadelesi veren kedilere de kapılarını açtı. Çevredeki sahipsiz, hasta ya da bakıma muhtaç kedileri sahiplenen aile, zamanla büyük bir kedi ailesine dönüştü.
Bugün evde ve bahçede 40’ın üzerinde kedi yaşıyor. Kediler hem evin içinde hem de bahçede özgürce dolaşabiliyor. Aile, hayvanların doğal davranışlarını sürdürebileceği bir ortam sunmaya özen gösteriyor. Mukaddes Balcı, “Eşyaya değil cana değer veriyoruz” diyerek kedileri aile bireylerinden ayırt etmediklerini vurguluyor.
Bakım süreçleri düzenli ve disiplinli şekilde yürütülüyor. Hastalanan kediler için veteriner desteği alınıyor, beslenmeleri kontrol altında tutuluyor. Aile, sayının fazla olmasına rağmen sevgi ve ilgiyle bu sorumluluğun üstesinden geldiklerini belirtiyor.
Özel gereksinimli Cengizhan Balcı da kedilerle aynı evi paylaşmanın kendisini mutlu ettiğini ifade ediyor. Aileye göre kediler, çocukların hayatına neşe katarken aynı zamanda terapötik bir destek sağladı. Yıllar önce Minnoş ile başlayan bu yolculuk, bugün hem çocukların gelişimine katkı sunan hem de onlarca sahipsiz kediye yuva olan örnek bir dayanışma hikâyesine dönüştü.
Bir rehabilitasyon önerisiyle başlayan süreç, sevgi temelli bir yaşam modeline dönüşerek hem insanlara hem de hayvanlara dokunan güçlü bir aile hikâyesi ortaya çıkardı.