Vietnam'ın Hue kentinde gece yarısı bir veteriner hastanesine getirilen dört yeni doğmuş yavru kedi, hayvanlara karşı duyarlılığın ve toplumsal dayanışmanın dikkat çeken örneklerinden birine dönüştü. Gözleri henüz açılmamış, göbek bağları üzerinde bulunan yavruların ıslanmış bir karton kutunun içinde terk edildiği öğrenildi.
Yavru kedileri Parfüm Nehri kıyısında bulan Hue Üniversitesi öğrencileri, kutunun çevresinde çok sayıda karınca olduğunu fark etti. Yeni doğmuş kedilerin bakımına ilişkin yeterli bilgiye sahip olmayan öğrenciler, hayvanları bulundukları yerde bırakmak yerine en yakın veteriner hastanesine götürerek yardım istedi.
Gece saatlerinde kliniğe ulaştırılan yavruların vücut sıcaklıkları, genel sağlık durumları ve beslenme ihtiyaçları veteriner hekimler tarafından kontrol edildi. Yeni doğmuş kedilerin annelerinden ayrı kalmaları halinde kısa sürede hipotermi, sıvı kaybı ve yetersiz beslenme riskiyle karşı karşıya kalabildikleri için ilk saatlerde yapılan müdahalenin hayati önem taşıdığı belirtildi.
Bir ayda 20'den fazla terk edilmiş hayvan getirildi
Veteriner hastanesine getirilen dört yavru kedinin kentte karşılaşılan tek vaka olmadığı açıklandı. Hastane kayıtlarına göre son 30 gün içinde vatandaşlar tarafından bulunan 20'den fazla terk edilmiş, yaralı veya bakıma muhtaç kedi ve köpek tedavi için kliniğe ulaştırıldı.
Bu hayvanların bir kısmının yol kenarlarında, boş arazilerde ve yerleşim yerlerinden uzak noktalarda bulunduğu belirtildi. Bazılarının doğrudan terk edildiği değerlendirilirken, bazılarının ise annelerini kaybettikleri ya da yaralandıkları için yardıma ihtiyaç duyduğu ifade edildi.
Veteriner çalışanları, özellikle yeni doğmuş yavruların karton kutuların içinde bırakılmasıyla sık karşılaştıklarını söyledi. Henüz kendi vücut sıcaklıklarını düzenleyemeyen ve tek başına beslenemeyen yavruların dışarıda uzun süre hayatta kalma ihtimalinin oldukça düşük olduğu vurgulandı.
Emekli maaşından tedavi masraflarına katkı sağladı
Kentte yaşayan 57 yaşındaki Lan Anh da sabah yürüyüşü sırasında yol kenarında bir grup yavru kedi buldu. Hayvanların yardıma ihtiyacı olduğunu gören kadın, yavruları veterinere götürdü ve bakım masraflarının karşılanmasına yardımcı olmak amacıyla emekli maaşından bir miktar para bağışladı.
Öğrencilerin, emeklilerin ve çevre sakinlerinin bireysel çabaları, bakım merkezlerine ulaşamayan çok sayıda hayvanın hayatta kalmasını sağlıyor. Ancak veteriner hekimler, yalnızca kurtarma çalışmalarının sorunun kalıcı şekilde çözülmesi için yeterli olmadığına dikkat çekiyor.
Klinikte çalışan genç veteriner hekimlerin, ekonomik imkânları yetersiz olan hayvanseverlere destek olmak amacıyla kişisel bağışlarla küçük bir yardım fonu oluşturduğu da bildirildi. Bu fondan, vatandaşlar tarafından bulunan bazı sahipsiz hayvanların tedavi giderlerinin yüzde 50'si ile tamamı arasında değişen oranlarda destek sağlanıyor.
Kontrolsüz üreme terk edilme vakalarını artırıyor
Veteriner hekimlere göre terk edilen yavru kedilerin önemli bir bölümü, evcil hayvanların zamanında kısırlaştırılmamasından kaynaklanıyor. Dişi kedilerin uygun koşullarda bir yıl içinde birden fazla kez doğum yapabildiği, her doğumda birkaç yavrunun dünyaya gelebildiği belirtiliyor.
Hayvan sayısı kısa sürede sahibinin bakım kapasitesini aştığında bazı kişilerin çözümü yavruları sokağa bırakmakta bulduğu ifade ediliyor. Uzmanlar ise bunun hem etik açıdan kabul edilemez olduğunu hem de hayvanların açlık, hastalık, trafik kazası ve kötü muamele gibi ciddi risklerle karşı karşıya kalmasına yol açtığını vurguluyor.
Kısırlaştırma, kontrolsüz hayvan nüfusunu azaltmanın yanı sıra bazı üreme sistemi hastalıklarının önlenmesine de katkı sağlıyor. Veteriner hekimler, kedi ve köpeklerin sağlık durumlarına ve yaşlarına uygun dönemde muayene edilerek kısırlaştırma planının belirlenmesini öneriyor.
Sahiplenmek yalnızca eve almak anlamına gelmiyor
Hayvan kurtarma kuruluşları, bir evcil hayvanı sahiplenmenin anlık bir karar veya geçici bir heves olarak görülmemesi gerektiğini belirtiyor. Kedi ve köpeklerin yıllar boyunca düzenli beslenme, veteriner kontrolü, aşılama, güvenli barınma ve ilgiye ihtiyaç duyduğu hatırlatılıyor.
Taşınma, ekonomik güçlük, doğum, çalışma düzeninin değişmesi veya hayvanın hastalanması gibi nedenlerle bakım sorumluluğunu sürdürmekte zorlanan kişilerin hayvanı sokağa bırakmak yerine güvenilir bir sahiplendirme süreci başlatması gerektiği ifade ediliyor.
Yeni aile bulunana kadar veteriner klinikleri, hayvan koruma dernekleri ve yerel gönüllülerle iletişim kurulmasının daha güvenli bir çözüm olduğu belirtiliyor. Sahiplendirilecek kişinin yaşam koşullarının, hayvana ayırabileceği zamanın ve bakım sorumluluğunu karşılayıp karşılayamayacağının değerlendirilmesi de sürecin önemli parçaları arasında yer alıyor.
Kurtarma çalışmalarının kalıcı çözümü farkındalık
Terk edilmiş hayvan sorununun yalnızca Hue kentinde değil, ülkenin farklı bölgelerinde de görüldüğü aktarılıyor. Son yıllarda hayvan kurtarma grupları, veteriner klinikleri ve gönüllü oluşumlar çok sayıda kedi ve köpeği tedavi ederek yeni ailelerle buluşturdu.
Ancak kuruluşlar, sınırlı maddi imkânlar ve bakım kapasitesi nedeniyle her vakaya yetişmenin mümkün olmadığına dikkat çekiyor. Bu nedenle en sürdürülebilir çözümün, hayvan henüz sahiplenilmeden önce kişinin üstleneceği sorumlulukların farkında olması olduğu ifade ediliyor.
Gece yağmur altında karton kutu taşıyan öğrenciler ile sabahın erken saatlerinde yaralı hayvanları veterinere ulaştıran vatandaşların çabası, küçük bir müdahalenin bir canlının yaşamını nasıl değiştirebileceğini gösteriyor. Bununla birlikte uzmanlar, asıl hedefin hayvanların kurtarılmaya ihtiyaç duymayacağı bir sahiplenme kültürünün oluşturulması olduğunu belirtiyor.
Hue'de yaşanan olaylar, hayvanlara yönelik şefkatin yalnızca onları tehlikeden kurtarmakla sınırlı olmadığını; doğum kontrolü, sağlık takibi, güvenli bakım ve ömür boyu sorumluluk gibi birçok yükümlülüğü de kapsadığını bir kez daha ortaya koydu.