Evcil Hayvan Yasağı İstanbul’u İkiye Böldü: Kafelerde Yeni Dönem Tartışması

Kafe ve restoranlara evcil hayvan girişinin sınırlandırılabileceği iddiası İstanbul’da farklı tepkilere yol açtı. Üsküdar’daki işletmeler hijyen, alerji ve müşteri konforunu öne çıkarırken, Kadıköy esnafı genel bir yasak yerine işletmelere kendi kurallarını belirleme hakkı tanınmasını savunuyor. Tartışmanın odağında ise kapalı alanlar, büyük köpekler ve gıda güvenliği bulunuyor.

Selin Boyraz Ergün Selin Boyraz Ergün
21 Ağustos 2026 • Hayvan Hakları Kaynak: kısa dalga
Evcil Hayvan Yasağı İstanbul’u İkiye Böldü: Kafelerde Yeni Dönem Tartışması
Yazı Boyutunu Büyült Yazı Boyutunu Küçült

Türkiye'de kafe, restoran ve benzeri gıda işletmelerine evcil hayvan girişinin yeniden düzenlenebileceğine yönelik iddialar, İstanbul'da işletmeciler arasında farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın gıda satışı ve toplu tüketim yapılan alanlarda hayvanların bulunmasına ilişkin yeni kurallar üzerinde çalıştığı öne sürülürken, olası değişikliğe en dikkat çekici tepkiler Kadıköy ve Üsküdar'dan geldi.

İki ilçedeki işletmecilerin yaklaşımı aynı kaygılardan beslense de çözüm önerileri birbirinden oldukça farklı. Üsküdar'da birçok işletme ortak ve daha katı kuralların gıda hijyeni açısından gerekli olduğunu düşünürken, Kadıköy'de öne çıkan görüş, her işletmenin kendi fiziki koşulları ve müşteri kitlesine göre karar verebilmesi yönünde.

Tartışmanın merkezinde tek tip yasak var

Mevcut uygulamada tüm kafe ve restoranları kapsayan tek tip bir evcil hayvan yasağı bulunmuyor. İşletmeler gıda güvenliği ve hijyen kurallarına uymakla yükümlü olurken, hayvan kabul edip etmeme konusunda farklı politikalar uygulayabiliyor.

Bazı işletmeler kedi ve köpekleri hem iç hem dış alanlarında kabul ederken, bazıları yalnızca bahçe ya da teras bölümünde izin veriyor. Bir başka grup ise işletmenin tamamında evcil hayvan kabul etmiyor.

Gündeme gelen değişikliğin tartışmalı kısmı da tam burada başlıyor. Eğer yeni mevzuat hayvan girişini doğrudan yasaklayan ortak bir kural getirirse, bugüne kadar kendi tercihine göre hareket eden işletmelerin tamamı aynı uygulamaya tabi olacak.

Üsküdar’da öncelik hijyen ve ortak kullanım

Üsküdar'daki işletmecilerin önemli bir bölümü meseleye daha çok ortak kullanım alanlarının düzeni açısından yaklaşıyor. Yemek yenilen bir mekanda yalnızca hayvan sahibi müşterilerin değil, alerjisi olanların, hayvanlardan korkanların ve çocuklu ailelerin de bulunduğu hatırlatılıyor.

Bu nedenle bazı işletmeciler, gıda servis edilen kapalı alanlarda hayvan bulunmasının müşteri deneyimini ve hijyen kontrolünü zorlaştırabileceğini düşünüyor. Hayvan tüyü, temas edilen yüzeyler ve dış ortamdan taşınabilecek unsurlar en sık dile getirilen gerekçeler arasında yer alıyor.

Üsküdar'da faaliyet gösteren bazı işletmeler halihazırda evcil hayvan kabul etmediklerini belirterek olası düzenlemenin mevcut uygulamalarını değiştirmeyeceğini ifade ediyor. Bu işletmeler açısından genel bir kural, müşteriyle yaşanabilecek tartışmaları da azaltabilecek bir çerçeve olarak görülüyor.

Mesele hayvan sevgisinden çok alan yönetimi

Üsküdar'daki görüşlerin dikkat çeken taraflarından biri, yasağı destekleyen işletmecilerin çoğunun bunu hayvan karşıtlığı üzerinden açıklamaması. Aksine birçok işletmeci hayvanları sevdiğini ancak yemek yenilen kapalı alanlarda farklı hassasiyetlerin birlikte düşünülmesi gerektiğini belirtiyor.

Özellikle alerjisi bulunan müşteriler, küçük çocuklar ve hayvanlardan korkan kişiler açısından ortak alanların nasıl düzenleneceği önemli bir sorun olarak görülüyor. Bu nedenle bazı işletmeler açık alan ile kapalı alan arasında ayrım yapılabileceğini düşünüyor.

Bu yaklaşımda kapalı yemek alanlarında daha sıkı kurallar uygulanırken, bahçe ve teras gibi alanlarda hayvan sahiplerine daha fazla esneklik tanınabileceği görüşü öne çıkıyor.

Büyük köpekler iki ilçenin ortak başlığı

Kadıköy ve Üsküdar arasındaki görüş ayrılığına rağmen iri köpekler konusunda işletmecilerin kaygıları birbirine yaklaşıyor. Özellikle dar kapalı alanlarda büyük cüsseli ve ağızlıksız köpeklerin bulunması, diğer müşterilerin kendilerini güvensiz hissetmesine neden olabiliyor.

İşletmeciler, hayvan sakin olsa bile çevrede bulunan bir çocuğun korkabileceğini veya başka bir müşterinin köpeklerle ilgili geçmiş deneyimleri nedeniyle rahatsızlık yaşayabileceğini belirtiyor.

Bu nedenle genel yasağa karşı çıkan bazı işletmeler dahi büyük köpekler için farklı kurallar uygulanmasını makul buluyor. Hayvanın büyüklüğü, davranışı, tasma ve ağızlık kullanımı gibi unsurların dikkate alınabileceği daha esnek bir sistem öneriliyor.

Kadıköy’de hayvan dostu mekan kültürü öne çıkıyor

Kadıköy'de ise tartışmanın ağırlık noktası değişiyor. İlçedeki birçok işletmeci, evcil hayvanların uzun süredir bölgenin günlük sosyal yaşamının bir parçası olduğunu düşünüyor.

Moda, Bahariye ve Çarşı gibi yoğun sosyal alanlarda kafe ve barların yalnızca yiyecek içecek tüketilen mekanlar olmadığı, aynı zamanda insanların uzun süre vakit geçirdiği sosyal buluşma noktaları olduğu vurgulanıyor.

Bu nedenle Kadıköy'deki birçok işletmeci, tüm hayvanları kapsayan genel bir yasağın bölgenin mevcut yaşam kültürüyle örtüşmeyeceğini savunuyor.

Bazı mekanlar yıllardır kedilerle iç içe faaliyet gösterirken, bazı işletmeler düzenli olarak evcil hayvanıyla gelen müşterilere hizmet veriyor. Bu işletmeler açısından hayvan dostu olmak, doğrudan mekanın kimliğinin bir parçasına dönüşmüş durumda.

“Kararı işletme versin” görüşü güç kazanıyor

Kadıköy'de öne çıkan çözüm önerilerinden biri, devletin hijyen şartlarını net biçimde belirlemesi ancak evcil hayvan kabulünün işletmenin tercihine bırakılması.

Bu görüşü savunan işletmecilere göre küçük bir mahalle kafesi ile yoğun yemek servisi yapan büyük bir restoranın aynı kurala tabi tutulması her zaman doğru sonuç vermeyebilir.

İşletmenin büyüklüğü, açık alanının bulunup bulunmaması, mutfak ile müşteri alanının fiziksel ayrımı ve müşteri profili gibi özelliklerin dikkate alınması gerektiği savunuluyor.

Buna göre işletmeler girişlerine evcil hayvan kabul edip etmediklerini açıkça belirten işaretler koyabilir ve müşteri de tercihini buna göre yapabilir.

Hijyen kaygısı Kadıköy’de de reddedilmiyor

Kadıköy'deki işletmeler genel yasağa daha mesafeli olsa da gıda güvenliği konusundaki kaygıları tamamen reddetmiyor. Hayvanların bakımsız olması, kontrolsüz hareket etmesi veya müşterilerin masalarına yaklaşması gibi durumların sorun yaratabileceği kabul ediliyor.

Özellikle açık gıda bulunan bölümlerde daha dikkatli davranılması gerektiği, hayvanın doğrudan servis alanlarına girmemesi ve çalışanların hijyen düzenini koruyabilmesi gerektiği belirtiliyor.

Bu noktada tartışma “hayvanlar içeri girebilir mi?” sorusundan çıkıp hangi koşullarda, hangi alanlarda ve hangi kurallarla bulunabilir? sorusuna dönüşüyor.

Alerji ve korku da göz ardı edilmiyor

Evcil hayvanların işletmelere kabulü tartışılırken yalnızca gıda güvenliği değil, insan sağlığı ve kişisel konfor da gündemde. Hayvan tüyüne karşı alerjisi bulunan kişilerin kapalı mekanda uzun süre bulunması sağlık açısından sorun yaratabilirken, bazı müşteriler de özellikle köpeklerden ciddi şekilde korkabiliyor.

İşletmeciler açısından bu durum iki farklı müşteri grubunun beklentisini aynı anda karşılamayı zorlaştırıyor. Bir tarafta köpeğini veya kedisini evde bırakmadan sosyal hayata katılmak isteyen kişiler bulunurken, diğer tarafta aynı ortamı hayvansız kullanmak isteyen müşteriler yer alıyor.

Olası düzenlemenin en zor başlıklarından birinin bu iki grubun hakları arasında nasıl denge kurulacağı olması bekleniyor.

Açık alanlar ayrı değerlendirilebilir mi?

İşletmecilerin görüşlerinde sık sık ortaya çıkan bir başka başlık ise kapalı ve açık alanların aynı kurala tabi tutulup tutulmaması. Bazı işletmeler, mutfak ve kapalı yemek salonlarında kısıtlamayı anlaşılır bulurken bahçe, teras ve kaldırım üzerindeki masalarda aynı yasağın uygulanmasına karşı çıkıyor.

Özellikle evcil hayvanıyla yürüyüş yapan kişilerin açık havada bulunan bir kafeye oturabilmesinin sosyal yaşamın doğal bir parçası olduğu savunuluyor.

Bu nedenle kapalı alanlarda daha sıkı hijyen kuralları, açık alanlarda ise kontrollü kabul modeli olası orta yol seçeneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.

İki ilçenin yaklaşımı neden farklı?

Üsküdar ile Kadıköy arasındaki farklılığın yalnızca işletmecilerin kişisel tercihleriyle açıklanamayacağı görülüyor. İlçelerin kent yapısı ve sosyal yaşam biçimleri de görüşleri etkiliyor.

Kadıköy'de sokak yaşamı, kafeler, barlar ve kamusal alan kullanımı daha yoğun biçimde iç içe geçmiş durumda. Evcil hayvanıyla dışarı çıkan kişilere daha sık rastlanması, işletmelerin de bu müşteri grubuna alışmasını sağlıyor.

Üsküdar'da ise farklı yaş gruplarının ve ailelerin ortak kullandığı daha geniş mahalle yapısı içerisinde işletmeler, müşteri hassasiyetlerini daha fazla öne çıkarabiliyor.

Sonuçta aynı düzenleme iki farklı ilçede tamamen farklı sosyal karşılıklar yaratabiliyor.

Genel yasak tartışmayı bitirir mi?

Yasağı destekleyen işletmeler açısından mevzuatın netleşmesi önemli bir avantaj sağlayabilir. İşletme sahibi hayvan kabul etmediğinde kararını müşteriye açıklamak zorunda kalmak yerine doğrudan mevzuatı gösterebilir.

Buna karşılık genel yasağa karşı çıkanlar ise bu yöntemin sorunu çözmek yerine hayvan sahiplerinin sosyal hayata katılımını gereksiz yere kısıtlayacağını savunuyor.

Özellikle hijyen koşullarını sağlayabilen ve yıllardır sorunsuz şekilde evcil hayvan kabul eden işletmeler açısından tek tip yasak fazla sert bir uygulama olarak değerlendiriliyor.

Gözler yeni düzenlemenin ayrıntılarında

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın hazırladığı öne sürülen mevzuat değişikliğinin kesin kapsamı henüz netleşmiş değil. Bu nedenle evcil hayvanların tamamen yasaklanıp yasaklanmayacağı, açık alanların kapsama girip girmeyeceği ve hangi istisnaların uygulanacağı düzenlemenin resmi hale gelmesiyle belli olacak.

Ayrıca rehber veya yardımcı hayvanlar, işletmenin kendi bünyesinde baktığı kediler, yalnızca açık alanda bulunan hayvanlar ve taşıma çantasında getirilen küçük evcil hayvanlar gibi özel durumların nasıl değerlendirileceği de merak edilen başlıklar arasında.

Mevzuatın yürürlüğe girmesi durumunda işletmelere tanınacak geçiş süresi ve uygulanacak idari cezaların ayrıntıları da sektör açısından önem taşıyacak.

Tartışmanın ortak noktası: Dengeli bir sistem arayışı

Kadıköy ve Üsküdar'dan gelen farklı görüşlere rağmen işletmecilerin tamamen karşıt iki cephe oluşturmadığı görülüyor. Her iki tarafta da hayvanların güvenliği, gıda hijyeni, müşteri konforu ve ortak alanların düzeni önemseniyor.

Farklılık daha çok çözümün biçiminde ortaya çıkıyor. Bir kesim herkes için geçerli ortak bir yasak isterken, diğer kesim denetlenen fakat işletmelere belirli ölçüde özgürlük sağlayan bir sistem talep ediyor.

Olası mevzuat değişikliği resmileştiğinde Türkiye genelindeki binlerce kafe ve restoranın çalışma düzeni doğrudan etkilenebilir. İstanbul'daki ilk tartışmalar ise konunun yalnızca hijyen mevzuatından ibaret olmadığını; kent kültürü, hayvan sahipliği ve sosyal yaşam alışkanlıklarını da yakından ilgilendirdiğini ortaya koyuyor.

Selin Boyraz Ergün

Selin Boyraz Ergün

Editör