Türkiye’de sahipsiz hayvanlara yönelik düzenlemelerin ardından sokaklardan toplandığı belirtilen köpeklerin sayısı ile mevcut bakımevi kapasitesi arasındaki büyük fark tartışma konusu oldu. Sahipsiz köpeklerin yüzde 97’sinin toplandığı yönündeki açıklama, düzenleme öncesinde dile getirilen yaklaşık 4 milyonluk tahmin üzerinden hesaplandığında 3 milyon 880 bin civarında bir sayıya karşılık geliyor. Ancak belediyelere ait bakımevlerinin açıklanan toplam kapasitesi bu rakamın oldukça altında kalıyor.
Barınak kapasitesi 89 bin 451 olarak belirtiliyor
Hayvan Hakları İzleme Komitesi ve Yaşamdan Yana Derneği tarafından Şubat 2025’te yayımlanan raporda, Türkiye’deki bin 111 belediyenin 838’inde hayvan bakımevi bulunmadığı, 273 belediyedeki tesislerin toplam kapasitesinin ise 89 bin 451 hayvanla sınırlı olduğu belirtilmişti.
Bu rakamlar esas alındığında mevcut kapasite, toplandığı öne sürülen yaklaşık 3,8 milyon köpeğin yalnızca küçük bir bölümünü karşılayabiliyor. Aradaki büyük fark ise hayvanların mevcut durumuna ilişkin daha ayrıntılı ve güncel verilere duyulan ihtiyacı artırıyor.
Toplanan hayvanların akıbeti merak ediliyor
Tartışmanın merkezinde, sokaktan alınan hayvanların daha sonraki süreçte ne olduğuna ilişkin sorular bulunuyor. Kaç köpeğin sahiplendirildiği, kaçının halen bakımevleri veya doğal yaşam alanlarında bulunduğu, kaç hayvanın öldüğü ya da ötanazi uygulamasına tabi tutulduğu konusunda kapsamlı bir tablo kamuoyuyla paylaşılmış değil.
24 Saat Gazetesi tarafından CİMER üzerinden Tarım ve Orman Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığına da bu konuda çeşitli sorular yöneltildi. Tarım ve Orman Bakanlığından 81 ilde toplanan hayvanların sayısı, sahiplendirme verileri, bakımevlerindeki ölümler, ötanazi uygulamaları, denetimler ve HAYBİS kayıtlarına ilişkin ayrıntılar talep edildi.
Bakanlıklardan ayrıntılı rakam alınamadı
Haberde aktarılan yanıta göre Tarım ve Orman Bakanlığı, istenen bilgilerin hazırlanmasının “özel bir çalışma gerektirdiğini” belirterek ayrıntılı sayısal veri paylaşmadı.
İçişleri Bakanlığına ise belediyelere yönelik işlemler, usulsüz hayvan toplama şikayetleri, hayvanların yol kenarlarına veya ormanlık bölgelere bırakıldığı yönündeki ihbarlar ve belediyelerin ayırması gereken bütçelerin denetimi gibi başlıklar soruldu. Ancak bu konularda da somut rakamlara ulaşılamadığı belirtildi. Yanıtların yetersiz olduğu gerekçesiyle Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna yapılan itirazın da kabul edilmediği aktarıldı.
Veteriner hekimlerden aşırı kapasite uyarısı
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Başkanı Dr. Gülay Ertürk ise hayvan sayısı ile bakımevi kapasitesi arasındaki uyumsuzluğun sağlık açısından da önemli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.
Barınaklarda kapasitenin üzerinde hayvan bulunmasının stres, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve bulaşıcı hastalıkların yayılması gibi riskleri artırabileceği ifade edildi. Parvoviral enteritis, gençlik hastalığı, solunum yolu enfeksiyonları, uyuz ve çeşitli paraziter hastalıkların kalabalık ortamlarda daha kolay yayılabileceği belirtildi.
Aşırı yoğunluğun yalnızca hastalık riskini değil; hayvanların yeterli beslenmesi, temiz suya ulaşması, yaşam alanlarının hijyeninin korunması ve ihtiyaç duyulan veteriner tedavisinin zamanında sağlanması gibi temel bakım hizmetlerini de zorlaştırabileceği kaydedildi.
Kısırlaştırma ve sahiplendirme vurgusu
Sahipsiz hayvan popülasyonunun uzun vadeli yönetiminde yalnızca toplama çalışmalarının yeterli olmayacağına dikkat çeken Ertürk, etkin kısırlaştırma ve sahiplendirme çalışmalarının kalıcı çözüm açısından önemli olduğunu belirtti.
Bunun yanında sahipli hayvanların kayıt ve kimliklendirilmesi, hayvan terklerinin önüne geçilmesi, sorumlu hayvan sahipliğinin yaygınlaştırılması ve belediyelerin veterinerlik altyapısının güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Gözler kapsamlı resmi verilere çevrildi
Sahipsiz hayvanlara ilişkin yasal düzenleme 30 Temmuz 2024’te TBMM’de kabul edilmiş, 2 Ağustos 2024’te Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmişti. Düzenlemeye yönelik iptal başvurusu ise Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilmişti.
Aradan geçen süreçte tartışmanın önemli başlıklarından biri, sokaklardan alınan hayvanlara ilişkin verilerin şeffaf biçimde takip edilebilmesi haline geldi. Açıklanan milyonlarca hayvanlık sayı ile on binlerle ifade edilen bakımevi kapasitesi arasındaki farkın nasıl oluştuğunun ortaya konulabilmesi için sahiplendirme, ölüm, ötanazi ve mevcut bakımevi nüfusuna ilişkin güncel verilerin açıklanması bekleniyor.