İstanbul’un tarihi meydanlarında, sahil yürüyüş yollarında ve simge yapılarının önünde omzunda bir kediyle dolaşan birini görmek artık birçok kişi için tanıdık bir manzara. Fitness eğitmeni Hakan Emrah, yaklaşık dört yıldır kedisi Reis ile birlikte İstanbul’u adım adım geziyor. Sakin mizacı ve omuzda saatlerce dengede kalabilmesiyle dikkat çeken Reis, zamanla “İstanbul’un seyyah kedisi” olarak anılmaya başladı.
Reis’in bu sıra dışı şehir yolculuğu kısa süre önce yeni bir boyut kazandı. Yedi aylık yavrusu Pera da babasının izinden giderek bu gezilere katılmaya başladı. İlk etapta kısa mesafeli yürüyüşlerle kalabalığa ve şehir gürültüsüne alıştırılan Pera, zamanla daha uzun turlara eşlik etmeye başladı. Baba-kız kediler, birlikte çıktıkları gezilerde çevredeki insanların ilgisini çekiyor.
Özellikle turistlerin yoğun olduğu bölgelerde Reis ve Pera’ya ilgi büyük oluyor. Ziyaretçiler fotoğraf çektirmek için sıraya girerken, bazıları kedileri sevip kısa süreli sohbetler ediyor. Bu karşılaşmalar, hem sosyal medyada hem de şehirde renkli görüntülere sahne oluyor. Birçok kişi için bu ikili, İstanbul’un yaşayan ve nefes alan sembollerinden biri haline gelmiş durumda.
Hakan Emrah, Reis’in omzunu bir “güven alanı” olarak gördüğünü belirtiyor. “En sevdiği şey uyumak, yemek yemek ve omzumda olmak” diyen Emrah, kedisinin kalabalık ortamlarda bile sakinliğini koruduğunu vurguluyor. Ona göre kediler de insanlar gibi temiz hava almaya ve sosyal ortamlara ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle Reis’i dört duvar arasında tutmak istemediğini ifade ediyor.
Reis yaklaşık beş kilo ağırlığında ve oldukça sakin bir karaktere sahip. Pera ise yaklaşık üç kilo ve daha meraklı bir yapıda. Zaman zaman omuzdan inip etrafı keşfetmek isteyen Pera, kısa süre sonra tekrar babasının yanına ya da sahibinin kucağına dönüyor. Emrah, iki kediyi birden omuzda taşımanın zaman zaman yorucu olduğunu kabul etse de, bu anların kendisi için özel olduğunu söylüyor.
Baba-kız kedilerin şehir turları yalnızca bir gezi değil; aynı zamanda insanlarla hayvanlar arasındaki bağın görünür hale geldiği bir deneyim olarak değerlendiriliyor. Sokakta yaşayan ya da ev ortamına alışkın hayvanların doğru koşullarda sosyalleşebileceğini savunan Emrah, herkesin hayvanlarla daha fazla temas kurması gerektiğini düşünüyor. Reis ve Pera’nın omuz üstündeki İstanbul yolculuğu, hem şehir hayatına farklı bir renk katıyor hem de hayvanlarla birlikte yaşamanın mümkün olduğunu gösteren dikkat çekici bir örnek olarak öne çıkıyor.