O küçücük patilerin ilk kez evinize adım attığı an, hem heyecan verici hem de biraz korkutucu. İlk 24 saat, yavrunun yeni hayatına uyum sağlaması için kritik. Evimize ilk kediyi getirdiğimizde ben de ne yapacağımı bilmiyordum. Şimdi düşününce, o gün yaptığım bazı hatalar yüzünden yavrumuzun adaptasyonu biraz daha zor oldu.
İlk kural: Abartılı sevgi gösterisinden kaçının. Biliyorum, dayanılmaz derecede sevimli ama yavrunuz şu an korkmuş durumda. Annesinden, kardeşlerinden ayrılmış, tanımadığı bir yere gelmiş. Hemen kucağa alıp öpmek, fotoğraf çekmek, herkese göstermek istemek normal ama bu, yavruda daha fazla strese neden olur. Ona sakin bir ortam ve kendine gelme zamanı tanıyın.
İlk saatler için küçük, güvenli bir alan belirleyin. Tüm evi keşfetmesine izin vermeyin. Bir oda yeterli. Bizim ilk kedimiz geldiğinde tüm eve saldık, zavallıcık koltukların altına saklandı ve saatlerce çıkmadı. İkinci kedimizi getirdiğimizde akıllandık; yatak odasını hazırladık, su-mama kabını, tuvaletini ve küçük bir yatağı yerleştirdik. Kapıyı kapalı tuttuk. Kedi, küçük alanı keşfetti ve kendini daha güvende hissetmeye başladı.
İlk beslenme önemli. Hemen mama vermeyin. Yavrunuzun midesine bir iki saat zaman tanıyın. Stresli bir yolculuk yaşadı, hemen mama yerse kusabilir. İlk mama miktarı da az olmalı. Önceki sahibinin ne verdiğini öğrenin ve aynı mamadan kullanın. Mama değişikliği ilk günlerde yapılacak son şey; mide problemi garantisi.
Su kabını mamadan uzağa koyun. Kediler özellikle, yemek yedikleri yerde su içmeyi sevmez. Doğada avladıkları hayvanın kanının suyu kirletebileceği içgüdüsüyle, yemek ve su kaynaklarını ayrı tutarlar. Tuvaleti de her ikisinden de uzak bir köşeye yerleştirin. Kimse yemek yerken yanında tuvalet görmek istemez, yavrular da öyle.
İlk gece en zor olanı. Yavrunuz büyük ihtimalle miyavlayacak, inleyecek. Annesini arıyor. Bizim ilk kedimizin ilk gecesi tam bir kabustuv. Sabaha kadar uyuyamadık. Ama yapabileceğiniz şeyler var: Sıcak su torbası hazırlayın, yatağının altına koyun. Annesinin sıcaklığını taklit eder. Tik-tak eden bir saat koyun yakına; kalp atışını hatırlatır. Eski evinden bir battaniye veya oyuncak getirdiyseniz, yanına koyun.
Bazıları ilk gece yavrularını kendi yataklarına alır. Ben bunu tavsiye etmem. Çünkü bir kere alırsanız, her gece beklentisi olur. Sonra büyüdüğünde "artık kendi yatağında uyusun" dersiniz ama yavru anlamaz. İlk günden net sınırlar koymak, uzun vadede hem sizin hem onun rahatı için daha iyi.
İlk 24 saatte veterinere gitme gerekliliği de tartışmalı bir konu. Eğer yavrunuz hasta görünüyorsa, kusuyor, ishal yapıyor veya çok halsizse mutlaka gidin. Ama sağlıklı görünüyorsa, birkaç gün bekleyin. Çünkü veteriner ziyareti yeni bir stres kaynağı. Önce eve alışsın, sonra kontrole götürürsünüz. Ama bu birkaç gün demek, iki hafta değil.
Evde başka hayvan varsa hemen tanıştırmayın. Bu en büyük hata. İkimiz de yaşadık bunu. İlk kedimiz vardı, ikincisini getirdiğimizde "hadi tanışsınlar" dedik. Felaket. Hırlaşma, tüy diken diken, stres... Doğru yöntem: İlk birkaç gün ayrı odalarda tutun, sadece kokuları tanısın. Kapının altından birbirlerini koklasınlar. Sonra yavaş yavaş, kontrollü tanıştırma yapın.
Oyuncaklar konusunda da abartmayın ilk gün. Çok fazla oyuncak, yavruyu daha fazla uyarır. Basit, yumuşak bir oyuncak yeterli. İlerleyen günlerde çeşitlendirebilirsiniz. Aynı şekilde, gürültülü oyuncaklardan uzak durun ilk günlerde. Zil sesleri, cırlayan oyuncaklar daha sonra.
Sonuç olarak, ilk 24 saat sabır ve anlayış gerektiriyor. Yavrunuz sizin için bir neşe kaynağı ama onun için korkutucu bir değişim. Sakin bir ortam, küçük bir alan, tanıdık kokular ve sessiz bir gece... Bunlar, ona "burası güvenli, bu insanlar iyi" mesajını verir. Birkaç gün sonra zaten her yeri keşfedecek, oyunlar oynayacak, size ısınacak. Ama o ilk 24 saat, geleceğinizin temelini atar. İyi başlarsanız, güven hızlıca gelir.