Tony'yi ilk eve getirdiğimde, herkes ona bayılırdı. Sevimli, oyuncu, herkese koşan bir yavru köpekti. Sonra bir gün, kapı çaldı ve Tony'nin davranışı tamamen değişti. Havlamaya başladı, kapıya koştu, ziyaretçiye sanki düşmanmış gibi yaklaştı. O günden sonra her misafir gelişi aynı senaryoydu. "Köpeğim misafirlere neden havlıyor?" diye düşünmeye başladım.
Zamanla anladım ki, Tony kötü niyetli değildi. Aslında evini koruyordu. Köpekler için ev, sadece uyudukları bir yer değil, korudukları bir bölgedir. Tanımadıkları biri bu bölgeye girdiğinde, içgüdüsel olarak alarm verirler. Bu davranış, köpeğin sizi ve evinizi koruma çabasıdır. Ama sorun şu: Tony, her kapı çalan kişinin tehdit olmadığını bilmiyordu.
Bir başka neden de sosyalleşme eksikliği. Yavru döneminde Tony'yi yeterince farklı insanlarla tanıştırmamıştım. Parkta sadece aynı köpeklerle oynuyor, sadece aile üyelerini görüyordu. Sonuç? Yabancılar onun için alışılmadık ve dolayısıyla tehlikeli hale gelmişti. Eğer köpeğinizi küçükken farklı insanlarla, farklı ortamlarla tanıştırmazsanız, her yeni durum onlar için stresli olur.
Bazı köpekler de heyecandan havlar. Tony bazen misafiri görünce hem havlıyor hem de kuyruğunu sallıyordu. Bu, "gel benimle oyna, heyecanlandım!" demekti aslında. Ama misafir bunu bilemez tabii, korkup geri çekilir. Bu da Tony'yi daha fazla heyecanlandırır ve kısır döngü başlar.
Peki ne yapmalı? İlk kural: Havlamayı ödüllendirmeyin. Tony havladığında ben hemen yanına koşup "sus sus, sakin ol" diye bağırıyordum. Anlamadığım şey şuydu: Onun için bu bir ödüldü. "Havlayınca sahibim ilgileniyor" diye düşünüyordu. Doğru yaklaşım, sakin kalmak ve havlama bitene kadar görmezden gelmek.
İkinci adım: Misafir gelmeden önce hazırlık yapın. Tony'yi yordum, uzun bir yürüyüş yaptık. Yorgun bir köpek, enerji dolu bir köpekten çok daha sakindir. Sonra misafir gelmeden önce ona en sevdiği oyuncağını verdim, dikkatini dağıttım. Kapı çaldığında zaten başka bir şeyle ilgileniyordu.
Üçüncü ve en önemli adım: Olumlu ilişkilendirme. Misafirlerden Tony'ye mama vermelerini istedim. Böylece Tony, "yabancı insan = mama geliyor" denklemini kurmaya başladı. İlk başta havlıyordu ama mama görünce susuyor, yavaşça yaklaşıyordu. Zamanla, misafir görme deneyimi Tony için tehditten ziyade bir fırsata dönüştü.
Bir şeyi daha öğrendim: Sakinliğiniz, köpeğinize yansır. Kapı çaldığında ben telaşlanırsam, Tony da telaşlanır. "Birisi geldi, sahibim gerginleşti, demek ki bir sorun var" der. Ama ben sakin kalır, normal davranırsam, Tony da rahatlardı. Köpekler enerjiyi okur; sizin heyecanınız, onların heyecanıdır.
"Otur" ve "kal" komutları da çok işe yaradı. Kapı çalmadan önce Tony'yi oturttum, beklettim. Kapı çaldı, ama Tony oturuyordu. Oturduğu sürece mama aldı. Böylece "kapı çalınca havla" yerine "kapı çalınca otur" öğrendi. Ama bu bir gecede olmadı tabii, sabır ve tekrar gerekti.
Bazen de Tony'nin haklı olduğu durumlar vardı. Bir keresinde kapıya gelen kişi gerçekten şüpheliydi ve Tony'nin içgüdüsü doğruydu. Köpekler, beden dilini okumada bizden çok daha iyidir. Eğer köpeğiniz belirli bir kişiye sürekli uyarı veriyorsa, belki de bir nedeni vardır. Ama bu, her misafiri düşman görmesi gerektiği anlamına gelmez.
Sonuç olarak, köpekler nedensiz havlamaz. Tony havlıyordu çünkü evini koruduğunu düşünüyordu, sosyalleşmesi eksikti veya heyecanlıydı. Çözüm, köpeğinizi anlamak, sabırlı olmak ve doğru teknikleri uygulamaktan geçiyor. Bugün Tony, misafirlere hala ilgi gösteriyor ama artık havlamıyor. Kapı çalınca oturuyor, bekliyor ve misafir içeri girdiğinde kuyruğunu sallayarak karşılıyor. Bu değişim, hem onun hem de bizim hayatımızı çok daha kolay hale getirdi.