Market raflarında mama seçimi yaparken hepimiz aynı kararsızlığı yaşarız. Bir tarafta 50 lira civarında kilogramı, diğer tarafta 300-400 liraya varan markalar... İçimizden bir ses "pahalı olanı al, sağlığı için" derken, cüzdanımız "ucuz olanı da mama işte" diye fısıldar. Peki gerçekten fark var mı?

Yıllardır hayvan besliyorsanız, gördüğünüz bir şey vardır mutlaka: Bazı mamalar çok çabuk bitiyor, bazıları uzun süre gidiyor. Bunun nedeni basit; ucuz mamalarda tahıl oranı yüksek olduğu için hayvanınız tok olmak için daha fazla mama yemek zorunda kalır. Pahalı mamalarda et oranı yüksek olduğu için az miktarda bile doyurucu olur. Sonuçta hesap makinesini çıkarıp bakarsanız, fark sandığınız kadar büyük olmayabilir.

İçerik etiketi okumayı öğrendiğinizde, gerçek farkı görmeye başlarsınız. Ucuz mamalarda genellikle ilk sırada "tahıl", "mısır", "buğday" gibi ifadeler yer alır. Pahalı mamalarda ise "tavuk eti", "kuzu eti", "somon" gibi spesifik protein kaynakları başı çeker. "Et ve et yan ürünleri" yazan mamadan uzak durmalısınız; bu ifade, kesilmiş hayvanın hangi kısımlarının kullanıldığını gizleyen belirsiz bir tanımdır.

Bir de şu var: Hayvanınızın dışkısına bakın. Ucuz mama ile beslenen bir hayvanın dışkısı daha bol, daha kokulu ve daha yumuşaktır. Çünkü sindirilemeyen tahıl ve dolgu maddeleri direkt atılıyor. Kaliteli mama ile beslendiğinde dışkı miktarı azalır, kıvamı normalleşir. Bu, sindirilebilirliğin ve kaloriyi değerlendirmenin göstergesidir.

Veteriner masraflarını da hesaba katmak gerekir. Yıllarca ucuz mama ile beslenen hayvanlar, böbrek problemleri, alerjiler, deri sorunları, mide-bağırsak rahatsızlıkları yaşayabilir. Bir veteriner ziyareti ve tedavi, yıllık mama farkından çok daha pahalıya mal olur. Burası sadece matematik; önleyici harcama mı, tedavi harcaması mı yapacaksınız?

Ama şunu da kabul edelim: Herkesin bütçesi premium mama almaya elvermez. Ve bu utanılacak bir şey değil. Böyle durumlarda akıllıca yaklaşmak gerekir. Orta segment bir mama + taze et katkısı, ucuz mama + hiçbir şey'den kat kat daha iyidir. Haftada birkaç kez haşlanmış tavuk, kemik suyu, yumurta gibi takviyeler eklemek, mama kalitesini önemli ölçüde artırır.

Bir şeye daha dikkat etmek lazım: En pahalı mama, her hayvan için en iyi mama değildir. Bazı hayvanlarda tahılsız mama alerjiye neden olur, bazıları salmon bazlı mamaları sevmez, bazılarının midesine belirli protein kaynakları dokunur. Hayvanınızı tanımak, etiket okumaktan daha önemlidir bazen.

Mama değiştirirken sabırlı olmak gerekir. Aniden mama değişimi sindirim problemlerine yol açar. Yeni mamayı eskisine karıştırarak 7-10 günde kademeli geçiş yapmalısınız. İlk günler %25 yeni mama, sonra %50, sonra %75 derken tam geçiş sağlanır. Aceleci davranırsanız ishal, kusma gibi sorunlarla karşılaşırsınız.

İnternetten toptan alma seçeneği de var. 10-15 kiloluk torbalarda fiyatlar çok daha mantıklı oluyor. Ama dikkat, mamanın son kullanma tarihine bakmalı, kuru ve serin yerde saklamalısınız. Açıldıktan sonra hava geçirmeyen bir kapta muhafaza etmezseniz, mama bayatlar ve besin değeri düşer.

Sonuç olarak, ucuz mama mı pahalı mama mı? Cevap basit değil. Bütçeniz varsa, yüksek et oranlı, kaliteli bir mama her zaman en iyi seçenektir. Bütçeniz kısıtlıysa, orta segment mama + taze besin takviyesi akıllıca bir çözümdür. Ama hiçbir durumda, içeriğini bilmediğiniz, etiketini okumadığınız, sadece fiyatına bakarak aldığınız bir mama ile hayvanınıza iyilik etmiş olmazsınız. Biraz araştırın, biraz düşünün, biraz matematik yapın. Hayvanınızın sağlığı, bu küçük çabaya değer.