Geçen yıl taşınmak zorunda kaldığımızda, en çok Tony'yi düşündüm. Biz insanlar için taşınmak zaten stresli bir süreç, ama hayvanlar için bu değişim çok daha kaotik. Çünkü onlara "yeni eve gidiyoruz, güzel olacak" diye açıklayamıyorsunuz. Sadece bildikleri her şeyin birdenbire değiştiğini görüyorlar.
Taşınma hazırlıkları başladığında Tony'nin davranışlarında değişiklik oldu. Koliler evde birikmeye başlayınca huzursuzlandı. Eşyalar paketlenirken sürekli peşimde dolaşıyor, normalde rahat yattığı yerlerden kaçınıyordu. Sonradan öğrendim ki, rutinin bozulması köpeklerde ciddi anksiyeteye neden olur. Her gün aynı saatte yemek yiyen, aynı saatte yürüyüşe çıkan bir hayvan için, bu kaos anlaşılmaz bir durumdur.
Taşınma günü tam bir felaketti. Tony, araç yolculuğunu hiç sevmez. Üstelik bu sefer bildiği eve değil, hiç görmediği bir yere gidiyorduk. Yolda sürekli inledi, stres belirtileri gösterdi. Eğer tekrar taşınacak olsam, mutlaka veterinerden hafif bir sakinleştirici ister, yolculuk öncesi Tony'yi iyice yorardım. Yorgun bir hayvan, stresi çok daha iyi yönetir.
Yeni eve girdiğimizde Tony şoka girdi gibiydi. Tanıdık kokuları aramaya başladı. Eski evdeki yatağının olduğu yere gitti ama tabii orada bir şey yoktu. Her odayı kokladı, köşeleri inceledi, kapıların arkasına baktı. Sanki "nerede yaşıyoruz, bu ne?" diye soruyordu. İlk gece hiç uyumadı, sürekli tetikte bekledi.
Birkaç gün sonra davranış değişiklikleri başladı. Tony, normalde tuvaletini dışarıda yapan bir köpekti ama yeni evde iki kere eve yaptı. Öfkelenmek yerine anlamaya çalıştım; bu onun kontrol edemediği bir stres tepkisiydi. Ayrıca iştahı azaldı, oyun oynamaya ilgisi kalmadı, eskiden sevdiği oyuncaklarına bakmıyordu bile.
Ne yaptım? İlk olarak, eski evden tanıdık eşyaları getirdim. Tony'nin yatağı, battaniyesi, su kabı... Hepsini eski yerlerindeki gibi yerleştirdim. Kokuları onu rahatlattı. "Tamam, eşyalarım burada, o zaman bu da benim evim olabilir" diye düşünmüş olmalı. Kediler için bu daha da önemli; kediler koku ile çok güçlü bağ kurarlar.
İkinci adım: Yeni bir rutin oluşturmak. Aynı saatlerde yemek, aynı saatlerde yürüyüş, aynı oyun süreleri... Tony'ye "hayat devam ediyor, sadece yer değişti" mesajı vermeye çalıştım. Rutinin geri gelmesi, onun güven duygusunu yeniden inşa etti. Birkaç hafta sonra kendine gelmeye başladı.
Komşuluk da önemliydi. Yeni mahallede başka köpekler vardı ve Tony onlarla tanışmaya başladı. Yeni parkta yeni arkadaşlar edindi. Sosyal hayatı canlanınca, eve daha mutlu dönmeye başladı. Sanki "bu yeni yer aslında fena değil" diye kabul etti.
Bir şeyi daha fark ettim: Benim enerjim Tony'ye yansıyordu. Taşınma stresi bende de vardı tabii, yeni eve alışmaya çalışıyordum. Ama ne zaman gevşesem, Tony da gevşiyordu. Ne zaman gerginlik yapsam, o da huzursuzlanıyordu. Demek ki sakin kalmak, sadece kendim için değil, Tony için de gerekliydi.
Kediler için durum biraz daha farklı. Arkadaşımın kedisi taşınmadan sonra üç gün dolabın altından çıkmadı. Kedilere yeni evi keşfetmeleri için daha fazla zaman tanımak gerekiyor. Önce tek bir odada tutup, oraya alışmalarını sağlamak, sonra kademeli olarak diğer odalara geçmelerini sağlamak daha akıllıca.
Şimdi, taşınmanın üzerinden aylar geçti ve Tony tamamen alıştı. Hatta yeni evi daha çok seviyor gibi, çünkü bahçe daha büyük. Ama o ilk haftalar gerçekten zorluydu. Eğer taşınacaksanız, hayvanınızın bu süreci sizinle birlikte yaşadığını, onun için de zor olduğunu unutmayın. Sabırlı olun, tanıdık eşyaları yanınızda götürün, rutini korumaya çalışın ve en önemlisi, onlara zaman tanıyın. Sonuçta onlar da ailenin bir parçası ve onların da adaptasyona ihtiyacı var.