Sosyal medyada sıkça görüyoruz: Bir barınaktan hayvan sahiplenen biri, fotoğrafı paylaşırken "onu kurtardım" diyor. Altındaki yorumlardan biri ise "hayır, o seni kurtardı" yazıyor. İki taraf da haklı gibi ama aslında mesele bundan çok daha derin.
Yıllardır gönüllü olarak sokak hayvanlarıyla ilgileniyorum. Evde besleyemesem de, mahallemizdeki kedilerin ve köpeklerin düzenli beslenmesini, veteriner kontrollerini, kısırlaştırmalarını organize ediyorum. Bu süreçte çok şey öğrendim ve sahiplenmenin romantikleştirilmesinin tehlikeli bir tarafı olduğunu fark ettim.
"Kurtardım" kelimesi, güzel bir niyet taşıyor ama yanıltıcı olabiliyor. Çünkü sahiplenme, tek yönlü bir iyilik değil. Evet, o hayvana bir yuva veriyorsunuz ama karşılığında sadakat, sevgi, arkadaşlık alıyorsunuz. Eşit bir değişim. Hatta bazen hayvan, size verdiğinden çok daha fazlasını alıyor olabilir. O zaman kim kimi kurtarıyor?
Barınaktan veya sokaktan sahiplenmenin özel bir değeri var elbette. Her sahiplenme, bir hayvanın yaşam şansını artırıyor, belki de hayatını kurtarıyor. Mahallemizdeki bir köpek, trafik kazası geçirdi, bacağını kaybetti. Kimse sahiplenmek istemedi, "sakat köpek kim bakar" dediler. Bir gönüllü arkadaş onu aldı ve şimdi en mutlu köpeklerden biri. O, onu gerçekten kurtardı.
Ama şunu da gördüm: Bazı insanlar "kurtarma" duygusuna o kadar odaklanıyor ki, hayvanın gerçek ihtiyaçlarını görmezden geliyor. "Ben onu sokaktan aldım, ne mutlu ona" diyerek, yetersiz bakım, eğitimsizlik, sağlık ihmallerini mazur gösteriyor. Hayır, sokaktan almak yetmiyor. Asıl sorumluluk, aldıktan sonra başlıyor.
Bir de şu var: Petshoptan alınan hayvanlar daha az değerli mi? Bazı insanlar öyle düşünüyor. "Para verdin, alım-satım yaptın, bu sevgi değil" gibi yorumlar görüyorum. Ama sonuçta o hayvan da bir eve, sevgiye ihtiyaç duyuyor. Nereden geldiği, onu seven birinin kollarında olduğu gerçeğini değiştirmez.
Gönüllü çalışmalarımda en çok üzüldüğüm şey: Sahiplenme sonrası terk edilmeler. "Kurtardım" duygusuyla sahiplenenler, hayvanda davranış problemi çıkınca, hasta olunca veya taşınma zamanı gelince geri bırakıyor. O romantik başlangıç, zorluklarla karşılaşınca dağılıyor. Demek ki sahiplenme, sadece duygu değil, ciddi bir taahhüt gerektiriyor.
Barınaklarla çalışan arkadaşlarımdan öğrendiğim bir şey var: En iyi sahiplenmeler, gerçekçi beklentilerle yapılanlardır. "Kurtarma" heyecanıyla değil, "bu hayvanla 10-15 yıl birlikte yaşayacağım, hazır mıyım?" sorusuyla sahiplenen insanlar, uzun vadede başarılı oluyor. Çünkü onlar için hayvan, bir iyilik projesi değil, aile üyesi.
Sokak hayvanlarıyla çalışırken gördüğüm bir gerçek: Her hayvanın kurtarılmaya ihtiyacı yok. Mahallemizdeki bazı kediler, sokak hayatından çok mutlu. Düzenli besleniyor, korunaklı barınak yerleri var, veteriner takibi yapılıyor. Onları "kurtarmak" için eve almak, aslında onların özgürlüğünü kısıtlamak olabilir. Kurtarma, her zaman eve almak değildir.
Peki sahiplenme kurtarma mı, tanışma mı? Bence ikisi de değil, sorumluluk almak. Bir hayvanı evinize aldığınızda, onun yaşam kalitesinden, sağlığından, mutluluğundan sorumlu oluyorsunuz. Bu, kahramanlık hikayesi değil, günlük bir iş. Sabah erken kalkmak, veteriner masrafları, eğitim, sabır, fedakarlık...
Son zamanlarda "adopt don't shop" (satın alma, sahiplen) kampanyaları çok yaygınlaştı. Bu kampanyanın amacı güzel ama bazı insanlar bunu aşırıya kaçırarak, petshoptan alan herkesi suçluyor. Oysa mesele nereden aldığınız değil, nasıl baktığınız. Petshoptan alınan ve çok iyi bakılan bir hayvan, sokaktan alınıp ihmal edilen bir hayvandan çok daha şanslıdır.
Sonuç olarak, sahiplenme ne kurtarma ne de tanışma, bir yolculuğun başlangıcı. O hayvanla birlikte büyüyecek, öğrenecek, bazen zorluk yaşayacak, bazen mutluluk yaşayacaksınız. Eğer "ben onu kurtardım" diyerek ego tatmini arıyorsanız, belki de hazır değilsiniz. Ama "bu hayvanla yaşamımı paylaşmak istiyorum" diyorsanız, işte o zaman gerçek bir sahiplenme oluyor. Gönüllü olarak yıllardır sokak hayvanlarıyla ilgileniyorum ve şunu öğrendim: Asıl kahramanlık, görünmez günlük işlerde, sessiz fedakarlıklarda, kimseye söylemeden yapılan küçük iyiliklerde.